16.10.2006

h1

bu bloğa

bir süreliğine

ara verdim..

15.8.2006

hopa şina şinanay şinanay nayyyy

h1

kalenin bedenleriiii yar yar yar yandım

koyverin giiidenleriiii

şinanay yavrum şinanay nay..

 

ne demek bu şinanay??

belki bizde bi sevinç, bi mutluluk belirtisi

içimizdeki coşkuyu anlatan, haaayde millet kalkın oyuna demek olabilir...

ama Japoncada çok az söyleniş farkıyla "sakın ölme" demekmiş..

değerli "mitsukoya" teşekkürü bir borç bilirim. bana yolladığı yorumla beni bu konuda aydınlatmış..

teşekkürler mitsuko.. şarkıyı beğenmenede sevindim..

 

hıştt Sevgi abla bu şarkı ikimize gelsin.. (kıskanmayın saadedimizi biz bööle mes'ud bahtiyarız, dimi aplaaaaa...)

 

hafta sonuna geçiym hemen, bu hafta sonu ekşınlı bi faaliyetim olmadı. yemek yapıp evi temizledim. ve sabahtan akşama kadar çekirdek çitledim, kızlarla oturdum, dantel işledim, dedikodu yaptım, bahçede dolaştım. akşam çardakta otururken de havaya ateş açan yurdum magandalarına bol bol şiir(!) okudum.

iki dağın eteğine kurulmuş iki mahalleden karşılıklı gövde gösterisi yaptılar. içip içip havaya, sağa sola ateş ettiler. hatta bi ara biri tamamen kendini aşıp havai fişek attı. en sonunda muhtar girdi devreye ondörtlüyü saydırdı, herkes sustu. bende çardak sefama devam ettim..  sabahleyinde işe geldim yine istemeyerek..

 

gördüğünüz gibi burdayım. yanaklarım al al olmadı ama iki gün dinlenmek bana iyi geldi.bu hafta sonu yaylaya gitmeyi düşünmüyorum. yaz bitti ve ben daha denize bi kerecik gittim. (valla ne deseniz haklısınız çok utandım, farzedinki ben Alanya'da değilim) 

bu hafta sonuda denize gideyim diyorum,  gelmek isteyen varsa yüzmeye götürebilirim..

 

meleeeeeeeeeekkkk kum kovasını kap gel annem. şişme ördeği aldım ben, lastik simitte var.. yetmezse hacı amcanın kamyonundan bi lastik sökeriz..

 

 

 

 

 

14.8.2006

bir kedim bile yok...

h1

Sabah sabah bu kadar enerjiyi nerden buluyorum ben? Özel reçetem var mı?

Anlatiym;

1. Sizi üzecek, beyninizi meşgul edecek her türlü bızırtıdan uzak duruyorsunuz.

2. Muhakkak 1 bardak meyva suyu içiyorsunuz. Elma suyu tercihimdir.

3. Ipodunuza 250 kadar en hareketlisinden yerli-yabancı şarkı yüklüyorsunuz.

4. Bu şarkıları yüksek dinleyip yol ortasında acayip dans figürleri yapıyorsunuz. (ilk günler biraz ilgi çekebilir ama zamanla etraftakiler alışacaktır)

5. Kendinize iş dışında ilgilenebileceğiniz, eğlenceli ve ilginç bir uğraşı ediniyorsunuz. incik boncuk dizip satmak gibi. ( ticari bakımdan acayip getirisi olan bir uğraştır, strese birebirdir)

6. 8-10 kişilik bol esprili bir arkadaş grubu kuruyorsunuz.  (samimiyet çizgisini ayarlamakta fayda var fazlası pek iyi olmuyo)

7. İşyeriniz ne kadar resmi olursa olsun muhakkak rahat ve hareketlerinizi engellemeyecek kıyafetler seçiyorsunuz. yer yer spor kıyafetleri çaktırmadan giyiyorsunuz.

8. Sürekli gülümsüyorsunuz.

9. İnsanları asla elbiselerine göre yargılamayıp herkese eşit davranıyorsunuz.

10. Çocukları sevindirmeyi görev ediniyorsunuz. sizin için belki değil ama onlar için bir çikolatalı gofret çok şey demektir. (en azından benim için öyleydi)

 

aslında bu liste böyle uzar gider ama benim şuan birikmiş veyapmam gereken çok iş var, yayla maceralarımı yarın anlatırım...

 

şimdilik gittim ama buralardayım...

 

NOT: sanırım birazda benimki gibi hareketli bir hayatınızın olması lazım, ama olmuyorsa onu siz hareketlendirin derim..

 

 

 

 

12.8.2006

ar yuuuu rediiiiiiiii????.... dım tıs dım tıs... şappi...

h1

Siz hiç hayatınızda kovuluncaya kadar pazarlık ettiniz mi? Valla biz ettik teyzem sağolsun hangi mağazaya girerse girsin mutlaka fiyatın yarısına indirtir. Malum her şey etiket yarısı fakat dün bir bluzu etiket yarısınında yarısına aldık. Eee adam dayanamadı yeter abla tamam al senden para istemiyom dedi. Teyzemde aaa olurmu hiç bari yarı fiyatını (yuh artık, ba ba baaa yüzsüzlüğe bak) ödeyelim dedi. Aldık…

 

Dün akşam ekşınların alasını yaşadım. Üniversite yolcusu yeğenim dedi;

-         “teyziiiiiiiii gel seni gezdiriym”.

-         “ Yok le işim gücüm var, makinaya çamaşır atcam”

-         “yaww atarız soona gel işte şu yoldan dönüp gelcezz”

-         “len çocuğum sen şuna teyze, ben kızı görmeye tek gidemiyom destek lazım desene”

-         “yaww sen ne gıcık teyzesin beeaa,  oysaki en sevdiğim teyzem sendin. Teyzii bee bugün ne kadar güzelsin yauuvv hayırdır ne iş?”

( zamane çocuu işte, mevzuya nerden girceeni biliyo)

-         “höönnkkk !!!??!?!?!! eee ii öööö sahimi len..iyi tamam zırlama, ama yavaş gitcen.”

-         “ tamam şef, nasıl istersen.”

-         “gırınn gırııınnn gıgııgıııı… (bu motosiklet ve ara gazı sesi efekti oluyo)

-         “Allah  davul etmeye Kazım!! yavaş git ülen

 (Eşhedü enlaaaaa ilahe...)

Motor hondanın  yarış motorlarından. Anayol boş 70, 80, 90 bizim oğlan bonkör bastıkça basıyor gaza. Gönlünü bırakmıyor yolun. Kask yok bişii yok. Artık nefes almıyorum, hızdan gözlerim yaşarıyor, hatta açamıyorum...

Bi ara kendimi dizimin parçalanınca ne kadar acıyacağını düşünürken yakaladım, daha fazlasına ihtimal yok!!! Bisiklet kazasından tecrübeliyiz tabi, biliyoz az bişy.. 

Neyse sağ salim geldik eve 1.90’a 80 lik yeğenimi elime geçirdiğim fırça sapıyla bi güzel kovaladım. Sadece kovaladım. Yakaladım mı? Hayır, ama olsun mühim olan mücadele etmekti..

Bugün buralarda yokum, annemi özledim, öğleden sonra yaylaya gidicem. Pazartesi burada buluşmak dileğiyle esen kalınız efenimmm.

 

 Sevgiler…

 

 

 

11.8.2006

...

h1

 

 

kafam bozuk bugün

ayarı yok

eğer kendimi iyi hissedersem yazarım bişeyler..

 

gittim..

 

 

 

10.8.2006

depresyonik manyak oldum...

h1

             amanın başımızda bir dert, gün olmayaki yeni bir dert unsuru haşerat çıkmasın meydane...

             malum kenelerden sonra birde tatarcık sinekleri çıktı şark çıbanı yayan.. nihayetinde Akdenizi istila eden deniz anaları, son olarakta et yiyen örümcekler.

             bu durum beni inanılmaz rahatsız ediyor çünkü bahçeli evde oturuyoruz..  ve çok geniş olan bahçemizde her türlü bilimum haşerat ve sürüngenin barınması mümkün.  (yılanı saymıyorum, o bende uzaylı konumunda) hal böyle olunca insan ister istemez tedirgin oluyor.

             bir iki hafta önce gece (2, 3 sıraları) uyurken ayak bileğimde bi acı hissettim, sinek ısırmalarından tecrübeli olduğum için elimi şşaapp diye yapıştırdım, yumuşak bişey geldi önce, bi haylide büyük... ne olduğunu anlamak için ışığı açtım , çok hızlı vurmuşum herhal kolları bacakları kopmuş bi örümcek, hemen bi yüzük kutusuna koydum, hani zehirlenir bişey olursam ona bakıp müdahale edebilsinler diye..  ve elime aldığım kolonya şişesini yaranın üstüne boca ettim. çok yandı ama zehirini aldı sanırsam... yarım saat kadar uyumadım sonra dalmışım.. sabah kalktım kutunun içinde bi hareketlilik var. beni istila eden örümceği bu kez karıncalar istila etmiş.. bugünlerde et yiyen örümcek diye  bişey çıkacağını bilsem saklardım , nerden bileyim..

              neyse işte o gün bugündür elimde of sinekkovar, babamın elinde fısfıs içinde DDT, evin etrafı kükürde bulanmış öylece bekliyoruz. sanırım bu gidişle haşeratlar yerine kimyasal madde yoğunluğu başımıza dert açacak..

 

       herkese haşeratsız günler dilerim...

       ben bi ortalığı kolaçan edeyim...

       gittim..

 

 

 

9.8.2006

HAN DUVARLARI...

h1

 

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Gidiyorum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya...

...

 

Bu şiiri bilmeyeniniz varmı acaba?

Pek çoğumuz biliriz... Lisede zorunlu edebiyat dersinde muhakkak karşımıza çıkmıştır.

Bu şiir Faruk Nafiz Çamlıbel'in en sevdiğim şiiridir. Ve okumaktan büyük haz alırım.

Geçenlerde birşey dikkatimi çekti, özel bir televizyon kanalında kıytırık uyduruk (izlemem ben ama çocuklar izlemek isteyince karışamadım, mecburen biraz baktım) bir dizide;

-"ne yani ne yapayım? Yahya Kemal'den Han Duvarları!nımı okuyayım?"...

şeklinde bir replik geçti. O şiir Yahya Kemal'in değil Faruk Nafiz'in diye  televizyona bağırdım ama duyan olmadı.. Ve doğrusu böyle önemli ve büyük bir kanalda senaristin böylesine bir yanlışı yapması beni hayal kırıklığına uğrattı. Belkide onlar için çok önemsiz çok basit bi durumdur. Ve pek çok kişi farketmemiştir bile, benim en sevdiğim şiirlerden birisi olduğu için dikkatimi çekmiştir, bilemem.  Oysa ben sanırdımki o kişiler(senarist) sanat adına her şeyi bilir.

Bir kez daha o star, bu star, şu starlarla reyting yapan kanalların hiçbir proğramını izlememeye karar verdim. Haber proğramları bile basit, reyting amaçlı..

Hem benim neyime yetmez, ot, çiçek, börtü, böcek, denizaltı belgeselleri, Yörelerimiz Türkülerimiz, Gezelim Görelimler...

 

 

GİTTİM...

 

 

 

8.8.2006

ay akşamdan ışıktır yaylalar yaylalar...

h1

    Yayla maceralarım…

 Herkesler denize girmek için Alanya’ya gelirken Alanya’nın yerlileri serin hava için yaylalara kaçar..

Bizimde yaylada bi evimiz var ve annem babam yazları orda geçirir. Onlar yokken bende hergün başka bi ablamda (üç abla) kalır çocuklarla oynarım. Nihayetinde bende henüz bir çocuk olduğum için annemi özledim ve yanına gitmeye karar verdim...

Tamam baydım sadede gelicim ; bu hafta sonu yayladaydım. Kuş börtü böcek sesi, tertemiz bir hava, yemyeşil ağaçlar, hormonsuz domates, biber, patlıcan vs. her türlü bilimum zerzevat… Muhteşem iki gün geçirdim, ve sabah hiç kalkıp işe gelmek istemedim..

Düşünsenize Torosların en tepesinde mükemmel bir hava. Kalktığında dinçsin, ahşap çardakta kahvaltını ediyorsun, yediğin her şeyin tadına varıyorsun yani anlatılmaz yaşanır türünden iki gün geçiriyorsun..  aahhh  ahhh... Neyse...

Babaaaa noolurr yalvarmalarımla babamın ve ekibinin peşine düşüp ava gittim, ve yaban domuzu gördüm. Hemde kocamandı anlatamam yaa devasa bişeydi bööööyle dinazor gibi(iyi tamam dürbünle gördüm işte, bir kilometre kadar ötedeydi) , bi tanede tavsan gördüm, bide tilki üç beş yılan, bi kaç sincap filan, bağıra bağıra türkü çığırdığım için kimse bişey vuramadı (oh olsun). Naapiim sesim yankı yapınca çok hoşuma gidiyordu.  Göksu ırmağının doğduğu yere gittik, balık avladım oltayla sonra kıyamadım suya bıraktım. Babamın balıklarınıda bıraktım, fırçamı yedim rahatladım… sanırım bi daha beni peşine takmaz. Sosyal aktivite adına dağa tırmanmaya çalıştım dizimi çarptım, çiziğim oldu. Birde tek kırma bir av tüfeği verdiler elime(ötekiler tepiyorda) konulan şişeyi onbeşinci denememde vurdum, çok fişek harcadım diye kızdılar ama olsun bi sevindirik oldumki hiç sormayın. Bi daha gittiğimde çifteyle deneyecem, sonra dokuz atarı alırım. Tek kırma yoruyor insanı sürekli fişek değiştirmek zor iş.

Hep oğlan çocuğu gibi dağlarda gezmedim, aldım cif’i fabulozoyu evi temizledim, süpürdüm, camları sildim, yemek yaptım, bahçeyi dolaştım, yoldan geçen oğlakları kovaladım, anneleride beni kovaladı, sonra bide annem kovaladı, kene bulaşcak hasta olcam diye, balkonda otururken baktım düğün konvoyu geçiyor hemen yola atladım, gelin arabasının önünü kestim, bahşişimi aldım. 1 ytl ama olsun paranın küçüğü büyüğü olmaz. Çekirdek alcaktım o paraya annem aldırmadı uğur parasıymış. Cüzdanıma koydum inşallah uğurludur.

Valla iki gün nasıl geçti anlamadım.. Öyle yorulmuşumki yatar yatmaz uyumuşum, sabah kalktım yattığım gibiyim, hiçbir yanıma dönmemişim.

Tamam yaa amma uzun yazdın naz yeteeeeeeeeeeerrrrr dediğinizi duydum burada kesiyorum. Hafta sonu yine yayladayım, yeni maceralarımı anlatırım..

Gittim…

 

 

 

 

 

7.8.2006

başlık bulamadım, öyle dalıyom gene...

h1

Bundan beş yada altı sene evveline kadar balık avlamak için zıpkınla dalardım. Malum Akdeniz kızıyız. Bilmezdimki kulaklarıma zarar verdiğimi. Sanırım derine dalmanın etkisinden olsa gerek çeşitli kulak rahatsızlıkları geçirdim. Bu nedenle uzaktan gelen ince ve tiz sesleri çok net duyamam. Odamın kapısı kapalı ise zil sesini bile az duyarım. Gerçi odam kapıya çok uzak o ayrı mesele. odamda müzik dinlediğim içinde duyamıyor olabilirim. Annem sağolsun benim bu eksikliğimi iyi kullanır.

Naz kapı çaldı, Naz telefon çaldı bahaneleriyle beni ayağa kaldırır, sonrada hazır ayağa kalkmışken banada bi su getiriver talebinde bulunur. Akabinde diğer aile fertlerinin talepleri başlar, ay sen ayaktamısın bana bi çay koyuver, bi suda ben alırım, meyva vardı masanın üstünde değilmi Naz? Naz armudun sapı, üzümün çöpü, kapının kolu, ıncık boncuk vs. vs. topyekün saldırıya geçer, adamı deli ederler. E tekne kazıntısıyızya çekcez sineye. Kız çocukları neden hizmetçi görevi görür anlamam. Biri bana anlatsın.. nerde bu devlet, nerde bu millet , nerde benim korumalarım..  heee heeyyyyttt tutman beni…

 

Gemilerde taaaliiim var, bahriyeli yaaarriim vaaar…(Allaaaaaaaaaaaahhh)

Oda gitti sefere ne talihsiz baaaşıııım var ..

 

Gittim

 

 

5.8.2006

katinanın elinde makası kesemeeees ahh kesemesss

h1

çalıştığım iş yerinde cumadan cumaya ödeme yapılır. kasada yüklü miktarda para kalmasına izin verilmez ve kalan bakiye bankaya yatırılır.

yine bi ödeme gününün sonrasında bende kalan 40.000- ytl civarı parayı aldım, çantaya attım, bankaya gidiyorum. arkamdan (hıza koşan) ayak sesleri gelmeye başladı ve çantamı kaptığı gibi gitti..

neyseki tedbirliydim spor ayakkabılarım ve pantolonum vardı hem bağırmaya hemde arkasından koşmaya başladım. Hollywood filmlerindeki gibi kahraman edasıyla ara sokaklar filan derken yakaladım. 17-18 yaşlarında bi çocuktu. bi süre çantayı almak için mücadele ettim. bırakmadı tabi.  bana vurma teşebbüsünde bulundu, senmisin bunu yapan her zaman dövüşte saldırı değil savunmayı ilke edinmiş ben, elim armut toplamıyorya sağ kroşe sol kroşe kafa göz demedim, Allah ne verdiyse çalıştım..  sol kroşelerim çok pistir hee, kodummu yamulturum valla..  neyse sol elimde çok şiddetli bi acı hissettim sanırım yumruğum dişine gelmişti. kanıyor olmalıydı. ve beni kan tutardı bakamadım. bayılmak üzereydimki oda ne, bi kendime geldim yatağımdayım, kan ter içinde kalmışım ve elim acıyor. baktım kanıyorda. meğer rüya görüyormuşum, öyle ekşınlı bi rüyaymışki, etkisinden yumruğumu yatağımın yanındaki duvara savurmuşum.. ne iş aşkıysa artık bendeki...

 önce elime bakmadan kalkıp annemi çağırdım oda üstüne çarpı şeklinde yara bantı yapıştırdı. sabah otobüste soranlara bişey anlatamadım tabikinde, geçiştirdim. ama büyük ihtimalle annem millete yaymıştır. bi haftalık eğlence olduk iyimi, peeehhh sakız gibi şişirip şişirip patlatırlar artık.

 

tekne kazıntısı olayında son noktayı thares hocam koydu, en küçük çocuğa onlar güz bülücü dermiş.ben bir güz bülücüyüm..

 

gidiyom ben, bugün yaylaya kaçıp biraz kafa dinleyeceğim... herkese iyi hafta sonları diliyorum...